alkali-diet-kapak
alkali-diet-kapak

Alkali diyeti birçok kaynaktan duymuşuzdur. Hatta bazılarımız merak etmiştir acaba diğer popüler diyetler gibi midir, kısa süreli mi uygulanır, temelinde ne yatar gibi… Ben de bu yazımda, edindiğim bilgiler ve okuduğum kaynaklarla alkali diyeti kendi yorumumla size anlatmaya ve aktarmaya çalışacağım.

Alkali diyette temel hedef şudur: Vücudu asitlendirmekten kaçınmak ve alkali yani pH’ı bazik bir ortam sağlamak. Değerli Ayşegül Çoruhlu dan bir alıntı yaparak devam etmek istiyorum:

“Diyelim ki suyu kirli bir akvaryumumuz var. İçindeki balık hastalandığında; balığı mı değiştirmeli, suyu mu? -Ortam her şeydir.”

Alkali diyette aslında istenen ve yapılması gereken çok basittir. Vücudu alkaliye çevirerek hücrelerin daha çok yaşamasını sağlamaktır. Yaşam süresini uzatmak da diyebiliriz. Yaşam süresinin uzaması da elbette yaşam kalitesine bağlıdır. Sağlıklı uzun bir ömür istiyorsak yaşam kalitemizi artırmalıyız. Bu deyim asitli gıdaları hayatımızdan çıkaracağımız anlamına gelmez. Yapmamız gereken şey asit oranından daha fazla alkali almaktır. Temel kural şu: %80 alkali ve %10 asit. Buna örnek verecek olursak, 100 gram kırmızı et yemek istedik. Elbette yiyebiliriz. Yapacağımız şey etle beraber salata yemek ve salatanın miktarı 400 gram olursa, işte o zaman vücut alkali olacaktır etin günahı da silinmiş olacaktır.

alkali-diet
alkali-diet

Alkali beslenmenin faydaları

Aslında alkali beslenmenin birçok faydası vardır. Öncelikli hatta en önemlisi, kanserden korumasıdır. Nasıl mı? Yüksek asidik ortamda hücreler dirençsiz kalır ve yaşayamaz. Birçok hücre ölür haliyle ve geri kalan hücreler de direnir ve yaşamaya çalışır. Yüksek asit demek az oksijen demektir ve oksijensiz ortamda yaşamaya çalışan ve geriye kalan bu hücreler kendilerine göre ilkel bir ortam oluşturup adapte olmaya çalışır ve çoğalırlar. Bu hücreler beyinden gelen emirlere uymaz, sınırsız çoğalırlar ve devamındaki bütün hücreler buna ayak uydururlar. İşte bu hücreler kanser hücreleridir. Kanser hücresinin en çok sevdiği şey yüksek asit ve düşük oksijendir. “Yüksek oksijenli dokularda yaşayabilen kanser hücresi yoktur. Yüksek oksijen alkali ortamda olur. Kanser hücreleri asitlenmiş ortamda zor şartlarda yaşama mücadelesi veren akıllı hücrelerden başka bir şey değildir.” Bu cümleden şöyle bir yoruma ulaşabiliriz. Aslında vücudu alkaliye çevirmek, oksijenin artmasını ve beraberinde kanser riskinin azalmasını sağlar.

alkali-diet-ph-skalası
alkali-diet-ph-skalası

Asitlenmenin sebep olduğu bir diğer rahatsızlık, damar sertliği oluşturmasıdır. Damar sertliği sadece kolesterolle oluşmaz. Kolesterol içermeyen besinler almak da yapılan araştırmalar sonucu damar sertliğinin oluştuğunu göstermiştir. Yağsız ve hayvansal proteinsiz beslenip sadece karbonhidratla beslenmek de damar sertliğine yol açar. Bunun sebebi yine asit içeren besinlerin vücuda alınmasıdır.

Alkali beslenme nasıl sağlanabilir diye sorulduğu zaman da yapılması gereken şudur: Her öğünde asit oluşturan yiyecekleri, alkali oluşturan yiyeceklerin dörtte biri oranında tutmak idealdir. Yukarıda verdiğim et ve salata örneği gibi. Su tüketimini de alkali olarak sağlayabiliriz. Bu da en basit örnekle suya karbonat eklenerek oluşturulabilir. Alkali su içmenin yararı asit temizlemektir. Günde 8 bardak alkali su içilebilir. Kilo vermek isteyen danışanlarımıza hep bol su içmeyi öneririz. Aslında bunun sebebi suyun yağ çözünmesine yardım etmesi ve bunun sonucunda yağların parçalanıp ortaya çıkardığı asit atıkları vücuttan uzaklaştırmaktır. Bu da alkali su ile daha mümkün ve kolay olur.

Konuyu özetleyecek olursak;

Alkali diyet diğer birçok popüler diyetten, uzun süre uygulanması yönüyle ayrılır. Birçok diyet türlerinde kısıtlama vardır ama alkali diyette amaç dengedir. Vücudun alkali dengesi olduğu sürece besinler rahatlıkla tüketilebilir. Ben bir diyetisyen olarak alkali beslenmeye çalışıyorum, öğünlerimde sebze ağırlıklı beslenip bunu sürdürmeye özen gösteriyorum. Bu yüzden alkali beslenmeyi yapılan araştırmaların doğruluğuna dayanarak rahatlıkla tavsiye edebilirim. Vücut dengede tutulduğu sürece yaşam kalitesi artar. Sağlıklı beslenmeyi yaşam şekli haline getirdiğimiz takdirde hayatımızda yasaklar da olmaz. Her zaman dediğim gibi yasak yok, ölçü var. Ölçü var ,denge var. Dengeli ve sağlıklı bir yaşam diliyorum. Mutlu günler.

PAYLAŞ

YORUMUNU YAP!

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz

Elazığ Fırat Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldum. Dytim Beslenme ve Diyet Kliniği, Diyetisyen Berna Karaca Koçer Beslenme ve Diyet Kliniği gibi özel klinikler ve Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Erasmus Staj Hareketliliğim boyunca Litvanya 'nın Klaipeda şehrinde bulunan 'Klaipėdos vaikų ligoninė ' (Klaipeda Çocuk Hastanesi)' ve 'Respublikinė Klaipėdos Ligoninė ' (Klaipeda Hastanesi) gibi klinik ve hastanelerde staj yaptım.ISO22000 :2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO22000 :2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi İç Denetçi,FSSC 22000 Gıda Güvenliği Sistem Sertifikasyonu ,BRC VER -7 Gıda Güvenliği Global Standartı ve TDD Eğitimleri-Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu gibi sempozyum ve seminerlere katıldım.Kendimi sürekli olarak geliştirmeye ve bilgilerime yeni bilgiler eklemeye devam ediyorum.Diyarbakır Olay Gazetesi Sağlık Köşesinde haftalık yazı yazıyorum ayrıca online diyet danışmanlığı da yapmaktayım. Yerel bir internet haber sitesinde ve yine bir başka sitede de yazarlık yapmaktayım. Bunun yanında Diyarbakır TRT GAP radyosuna, salı günleri konuk diyetisyen olarak katılıyor, her hafta bir başka konu ile insanlara gerekli bilinci sağlamak adına sağlıklı beslenme üzerine röportajlar yapıyorum. İlgi alanlarım özel durumlarda beslenme ,hastalıkta tıbbi beslenme tedavisi, emzikli, gebelik, anne çocuk beslenmesi, sağlıklı yaşamayı hedefleyen bütün beslenme grupları. Haftasonu Fizyoterapia Sağlıklı Yaşam Merkezi ve hafta içi de Dytim Beslenme ve Diyet Danışmanlık Merkezinde Diyetisyen olarak çalışıyorum.